BAŞMELEK MİKAİL - ”BİR MÜCADELE * BİR FIRSAT”

Share

http://www.dunyaana.com/images/galac%20moon3.jpg BAŞMELEK MİKAİL’İN ŞUBAT 2003 MESAJI * LM-2-2003
 RONNA HERMAN TARAFINDAN İLETİLMİŞTİR
  Sevgili üstadlar, gezegeninizin bu en kritik zamanlarında, size bir mücadele ve bir fırsat teklif ediyoruz. Dünya’yı ve bütün insanları aydınlatacak sevgi düşüncesini yaymamızda bize katılır mısınız? Hayli uzun zamandır, spiritüel kaslarınızı geliştirmektesiniz, ve  şimdi sizden farkındalığın ve izin vermenin bir üst seviyesine çıkmanızı istiyoruz: öyle bir farkındalık ki dünyada bir farklılık yaratabilirsiniz ve insanlığın geleceğinin yazılmasında önemli bir rol oynayabilirsiniz; öyle bir farkındalık ki aynı düşünce yapısındaki diğerleri ile sevgi niyetiyle bir araya geldiğinizde, geçmişi değiştirebilirsiniz. Size katılmayı bekleyen Cennet’in bütün kuvvetlerine sahipsiniz, ve beraber yenilemez bir birlik yaratıyoruz. Yaradılışın Tanrısal Özünü taşıdığı için sevgi, büyük bir güç kaynağıdır  ve  bu  Öz  ile  dolu  olan  herkesin  içinde  simya  hareketini  ateşlemektedir; bunun sonuncunda da daha çok arındırılmış ya da daha saf düzeyde frekansa dönüşüm, daha kolay başarılacaktır. Bu, yalnız olma zamanı değildir.

Bu, büyük resmi ve ebedi ruhsal ailenizi bir kenara bırakıp kendi sınırlı dünyanıza ve kişisel problemlerinize odaklanacağınız bir zaman değildir. Son elli yılda, bilinciniz, kişisel aileniz ve çevrenizle sınırlı bakış açısının ötesine, Dünyadaki bütün milletleri ve insanları içine alan bir farkındalık ya da dünya görüşüne genişledi. Sizi etkileyen her  şeyin Dünyadaki diğer herkesi de etkilediği bakış açısını / gerçeğini kabul etmediyseniz eğer, etmelisiniz; çünkü bu gerçek. Dünyanın herhangi bir yerinde gerçekleşen her olaydan, iyi ya da kötü, etkilenmektesiniz. Tıpkı rüzgarın kumu alıp yükseltip, hava akımında taşıyıp dünyayı dolaştırması gibi, her insanın niyeti, hareketleri, düşünce biçimlerinin titreşimsel frekans yolları da böyledir. Pozitif ya da negatif olsun, bunlar kitlesel bilinç akımına bir  şeyler ekler, ya da ondan bir  şeyler eksiltir.

Dünyayı çevreleyen iki enerji bantının olduğunu açıklamıştık. Biri, insanlığın kollektif bilincinde çağlar öncesinde yaratılmış olan sıkıştırılmış düşünce formlarından oluşmuş yoğun, karanlık, negatif banttır. Sizler, Işığın sadık hizmetkarları, bir fark yaratan, koşulsuz sevgi, neşe, huzur dolu ve yargısız düşüncelerinizden oluşmuş parlayan bir Işık bantı yarattınız. İki yıldan fazla bir süredir gerçekleşen 9-11 felaketi, vahşet ve kitlesel patlamalar, dünya çapında dalganlanmalara sebep oldu ve karanlık bantı parçalara ayırdı; trilyonlarca küçük küçük düşünce parçacıklarına parçaladı. Bu negatif enerji, Dünya üzerindeki her insanın kalbinin derinliklerine nüfuz etti ve binlerce yıldır orada olan  korku,  nefret  ve  başkalaşmış enerjinin yüzeye çıkmasına sebep oldu. Hiç merak etmediniz mi neden bu özel zamanda bu kadar çok nefret ve fanatizm var, ve neden, kutsal bir sebebi olduğunu düşündüğü için inançları uğruna ölmek isteyen yüzbinlerce, yönünü şaşırmış ruh var?    Dünyada olup bitmekte olanlar ile ilgili bizim bakış açımızdan size bir özet geçmemize izin verin. Daha sonra, olanların büyük resme uygun ve gerçekleşmekte olan dönüşüm işleminin kaçınılmaz bir parçası olduklarını göreceksiniz. Hayır, bu trajik olaylara biz önayak olmadık, fakat size söylediğimiz gibi, düşük boyutların sınırlamalarından kurtulup hayalinizin de ötesindeki Işık krallığına, güzel ve muhteşem  şeylere ilerlemenize yardım edebilmek için, elimizdeki bütün anlamları kullanacağız. Son yüz yılda, insanlık, Lemurya kıtasını ve Lemurya ırkının büyük bir kısmını yok eden felaketten sonuçlanan duygusal travmaları, enerjileri ve dengesizlikleri salma, çözme ve dönüştürme işlemini gerçekleştirmekte. Bizim Anne Tanrı  ya  da  Tanrıça erdemlerimiz ve niteliklerimiz, o devrin etkilerini aydınlatmakmaktadır; koşulsuz sevgiye, hizmete, yetiştirmeye ve fiziksel kaptaki Yaratıcı  Işınların feminen yönlerini öğretmeye odaklanarak. Sonuç olarak, dengeleme / uyumlama ya da dönüştürme işlemi, üç düşük fiziksel çakra üzerinde odaklanmıştır: Tanrıçanın enerjilerinin ya da (kendini sevmeyi de  içeren) koşulsuz sevginin  erdemleri, özellikleri ve niteliklerinin aydınlatıcı etkisi; diğerlerine hizmet ile kendine hizmet ve kendini onurlandırmada dengeyi içeren kendine değer verme sorunları; hayat deneyiminizin yöneticisini egonuz yerine ruhsal benliğiniz yaparak, egoyu dize getirmek. Diğer bir deyişle, üç düşük enerji merkezini, koşulsuz sevginin saf Öz’üne dönmeye çabaladığımızda ortaya çıkan Kutsal (Tanrısal) Anamızın dönüşmekte olan müthiş sevgisiyle doldurarak fiziksel bedenimizdeki enerji merkezlerini dengeleriz; böylece doğru olarak ve birbirleriyle uyum içinde dönerler.  Hafızanızı tazelemek için: üç düşük fiziksel chakra / enerji merkezleri: 
Kök çakra (hayatta kalma, fiziksel beden, kıtlık/bolluk, güvenlik, Dünya’ya bağımlılık veya kendini fiziksel beden ile sınırlamak) 
Alt karın çakrası (Seksüel ya da tutkulu aşk, egoya ait arzular, zevk, teslimiyet, tolerans) 
Güneş sinirağı çakrası (kişisel güç merkezi, egoya ait arzulu bedeni yönetme, kendini kontrol etme, duygusal beden merkezi) 
Kalp çakrası - üç alt ve üç üst çakra arasındaki köprü: realitenin fiziksel ve ruhsal dünyası (yaşam gücü enerji merkezi, Öz Benliğin ikametgâhı, Tanrısal Sevginin merkezi) 
Boğaz çakrası: (söylenen sözde güç, konuşmada yaratıcı ifade, ses / titreşim) 
Üçüncü Göz çakrası (önsezgi, kavrayış, geleceği görme gücü, yüksek beyin merkezlerine giriş ve boyutlararası algı) 
Taç çakra (ruhsal arzu, ilham, kozmik akıldan bilgeliğe giriş, birlik bilincini yeniden oluşturma) 
Görevinizi tamamlamamış olmanıza rağmen, birçoğunuz, duygusal doğanızı dengeleme yolundasınız, ki böylece, herkese karşı koşulsuz sevigiyi ifade edebilirsiniz. Bu devam eden bir işlemdir, fakat hatırlayın, yapmanız gereken tek  şey içinizdeki dengesizliklerin % 51’ini temizlemektir ve sonra bu işlemin hızlandırıldığı bir kutsanma haline ulaşacaksınız.  9-1-1 olarak adlandırılan, Dünyayı sarsan o olaydan beri, Dünya’nın bilinci kadar, insan psişesi de ani bir değişime uğramaktadır. İnsanlığın ve Dünya’nın içsel denge ve uyum haline geri dönebilmesi için, geçmiş fiziksel enkarnasyonlardan kalan negatif enerjiler farkedilmeli, bulunmalı ve dönüştürülmeli (Dört düşük bedensel sistemimizdeki - fiziksel, zihinsel, duygusal, eterik – tek tek olmayan, biriktirilmiş negatif enerji yığınları). Fark  şudur:  Şu anda göğüs germekte olduğunuz enerjiler, Atlantis döneminden veya zihinsel bir özellikten kaynaklanmaktadır ya da zihinsel beden ile ilgilidir.  Atlantisin dördüncü altın çağı, dinamik maskulen, dışarı doğru itici güç, Tanrısal İradenin  İlk Işını’ndaki enerjilerin aklın kullanılarak  şekillendirilmesini ve kontrol edilmesini yaratma iradesi olan Yaratıcı Baba’nın erdemleri, nitelikleri ve vasıfları tarafından aydınlatılmıştı. Zihinsel yetenekler ile fiziksel duyuların, yeni oluşturulmuş dünyevî kaplarınızda tamamen birleştirildiği bir dönemdi.  Şu anda tam ortasında bulunduğunuz işlem, zihinsel bedeninizi kullanarak, üç alt fiziksel çakrayı, Baba Tanrımızın  ışık üstü enerjisi  ya da maskulen erdem ve nitelikler, ile  şifalandırmak, dengelemek, uyumlamak ve aşılamakdır. Bunun, hepsinin içinde, en zor görev/sınav olduğunu reddetmiyoruz, ama birçoğunuz, daha iyi bir terim olmadığı için “aklın inisiyasyonu” olarak adlandırabileceğiniz işlemden geçmiş durumda. Ancak, bu müthiş bir görev ve korkunun, nefretin, hiddetin, vahşetin, ve kendini yokedici eğilimlerin olduğu düşük boyutların ilüzyonuna hala takılıp kalmış olanlar için korkutucu bir girişimdir.   Şu anda dünyada olup bitmekte olan budur, ve buyüzden bu sizin karşılacağınız en büyük mücadeledir diyoruz, kişisel anlamda da kollektif anlamda da.  Lemurya döneminden çok bahsettik, Atlantis döneminden ise çok az. Bu zamanda neler olduğunu anlamanıza yardımcı olması için size bazı tarihsel gerçekleri vermenin artık zamanıdır. Birçoğunuzun farkında olduğu gibi, Atlantisli rahipler ve rahibeler, muhteşem maddî  şeyler yaratmak için çeşitli boyutlarda, renklerde ve rezonansta  kristaller kullandılar. Kaynak güçleri, harika kristallerden geliyordu,   şifa yöntemleri ise frekansları kristallere uyumlandırmaya dayanıyordu. Bilgelik ve Yaratmanın yaşam gücü özünü, Işığı, sesi (tonlama) kullanarak, kristaller aracılığıyla yarattılar, ve sevgi ve saf niyet ile fiziksel ifadede ne yaratmak istiyorlarsa onun mükemmel vizyonunu akıllarında tuttular, ve vizyonları mucizevi olarak katı form halini aldı. Hepsi, Yüksek Benliklerine, BEN varoluşuna, ve Anne/Baba Tanrımızın hayat veren frekansları ile direkt olarak bağlantılıydılar. Başlangıçta, sadece mükemmeliği biliyorlardı ve yarattıkları da buydu. Ayrıca Dünya’nın derinliklerine nüfuz eden ve Atlantis kıtasının altında her yönde açılar yapan harika sezgisel kristal dikilitaşlar vardı. Muhteşem sonsuz Menekşe (renkli) Ateş tapınağı vardı; dünyadaki her enkarnasyonunuzu tamamladığınızda buraya giderdiniz. Dönüşümün parlak Menekşe Renkli Ateşine adım atardınız ve anında daha yüksek boyutlardaki uygun gerçekliğe nakledilirdiniz. Aslında tasarlanmış olan bu yoldu, bugün insanlığın büyük kısmının karşılaştığı gibi kolay olmayan, acı dolu,  korku dolu ölüm işlemi değil. Atlantis döneminin dev kristallerinin çoğu, yarı etkisiz halde uykudadır (yatmaktadır), ve kıta okyanus sularının altında kalınca, Sonsuz Menekşe Renkli Ateş farkedilemez oldu, büyük oranda azaldı. Bu bir mit (efsane) değildir, Atlantik Okyanusunun  ve Karayip denizinin tabanında, çoğunlukla Bahamalarda, Kübada ve Florida sahilinin açıklarında, büyük yapılar, tapınaklar ve piramitler yatmaktadır. Antil adalarının hepsi (Kuzey ve Güney Amerika’nın arasındaki adalar) Atlantisin kalıntılarıdır. Bu adaların çoğu 12,000 yıl önce son selden sonra batmış ve zamanla tekrar yüzeye çıkmıştır. O dönemin pozitif ve negatif anıları orada depolanmıştır, ve dönüştürülmek ve dengelendirilmek için beklemektedir. Bu işlemin bir parçası olarak, dönüşümün kuvvetli Menekşe (Renkli) Ateşi, Yaratıcı  Işığın koruyucu küresinin içinde, bir kez daha en son gücünde parlayarak yanmaktadır, ve büyük kristal nöbetçiler tekrar aktif haldedirler. En güçlü kule(nin sivri) uçlarından biri, Bimini olarak adlandırılan bölgededir (Buranın sık sık Atlantis ile bağlantılı olduğu söylenir).  Buradan dikilitaşlar, kuzey Florida burnundan, Bermuda, Küba, Kuzey Amerika ve Yucatan Yarımadasını (bir zamanlar büyük bir Atlantis kolonisiydi) işaret ederek yayılmışlardır. Enerjiler, büyük okyanusa saçılıp, hava Elementi ile olduğu gibi, su Elementi yoluyla da bütün dünyaya taşınmaktadır (yayılmaktadır).  Bu kritik zamanlarda, sizden Yaratıcı  Işık düşünce  şeklini Dünya’ya getirmemizde bize katılmanızıistiyoruz. Bu öyle güçlü bir Işık ki tüm gezegeni saracak ve bu kutsanmış hediyeyi paylaşmak isteyen herkes için mevcut hale getirilecek. Herkes katılabilir, fakat bu seçkin Sevgi/Işık’tan ne kadar kullanacağınız ve içereceğiniz, içinizdeki enerji merkezlerini ne kadar dengeledeğinize ve uyumladığınıza bağlı olacak.  Anne/Baba Tanrımız ile ahenk (birlik) içinde, bizler, melek kırallığı ve bu evrenin bütün harika Varlıkları, Büyük Merkez Güneşinde muhteşem bir Işık Piramidi yarattık. Bu gösterişli yapıda biraraya geldik ve birleşmiş Sevgi kararımız ile Dünya insanlığı tarafından kullanılabilen Yaratıcı Aslî Işık Gücünün özünü/ruhunu oluşturduk. Ve sonra bu öz, boyutlar arasından aşağıdan yukarıya doğru, beşinci boyutun en yüksek seviyesine gönderildi, ve orada sizi beklemekte.  Sizi, bu seçkin çevrede bize katılmaya ve hangi seviyede olursanız olun bu Tanrısal hediyeyi paylaşmaya davet ediyoruz. Medidatif hale gelmek için rahatlayın (Alfa tekniklerini kullanarak ya da Sonsuz Nefes uygun uyum seviyesine gelmenize yardım etmede çok etkili bir araçtır). Niyetinizle, kendinizi bu özel piramide yükseltilirken görün, ve sizi orada beklemekte olan özel sandalyeye doğru gidin. Kendi sözcüklerinizle, Işığın Tanrısal Görevlisi olmayı istediğinizi belirtin ve sizin için mevcut olan değerli Işık/Yaşam Gücü Enerjisi iksiriyle yeterli (uygun) miktarda doldurulmayı isteyin. Derin nefes alırken, kalp merkezinize odaklanarak. Kalbinizde küçük, parlak, elmas  şeklinde bir Işığın yavaşça  şekillendiğini gözlemleyin; bu SAF YARATICI IŞIK ELMAS ÇEKİRDEK HÜCREniz. Derin derin nefes almaya devam ettiğinizde, başka bir, biraz daha büyükçe, elmasın şekillendiğini izleyin, sonra bir tane daha, ve bir tane daha, bedeninizde toplam on iki tane, herbiri bir öncekinden daha büyük olan, elmas oluşuncaya kadar. En alt nokta kök çakranızda, iki dış nokta kalp merkezinize merkezlenmiş ve bedeninizin eni kadar genişlikte, üst nokta ise taç çakranızda demirlenmiş. Nefes almaya devam ettikçe, elmas  şeklinin üç boyutlu hale dönüşümünü yakından izleyin; elmas çekirdek hücresi kalp merkezinizde kalır, fakat sanki birisi bu merkezi ileri ve geriye doğru çekiyormuş gibi görünür, elmas şekli kalp merkezinizden öne ve arkaya yansıtılır. Şimdi Yaratıcının Özü ile doldurulurken sessizce oturun. Bir tamamlanmışlık hissedince, sonsuza kadar değiştiğinizi bilerek yavaşça kendinizi Dünya realitesine geri getirin. Yapmanız gereken tek şey, kalbinizde merkezlenmiş halde kalmak ve Işığın Tanrısal nakline izin vererek bedeninizde ve dünyada akmasını sağlamak. Ne kadar çok paylaşırsanız, size okadar çok verilecektir. Ancak size bir uyarımız var, sevgili varlıklar: düşünceleriniz hemen oluşacağı için saf niyetle yaşayın ve düşüncelerinizi izleyin. Şimdi daha önce hiç olmadığı kadar, kalbinizde merkezlenmiş olarak kalma ve en yüksek düzen ve en iyide odaklanma zamanıdır. Kirli artık girdabının üstüne yükselin ve TanrıIşığının elmas gözünde merkezlenmiş olarak kalarak bir huzur ve uyum sığınağı yaratın. 
BEN Başmelek Mikail. 

www.ronnastar.com


** Ronna Herman tarafından iletilmiştir.**
Başmelek Mikail adına evrensel telif hakkı talep ediyorum. 
*Ücretsiz olarak kopyalayın ve paylaşın.*    
Tercüme:  Semra Ekmekci

Share

Bu site özeldir ve ticari amaç taşımaz.

Copyright © Dünya Ana