4 Şubat 2014 tarihinde St.German kanallığından sonra yazılmış bir soru cevap çalışması.

Share

http://www.dunyaana.com/images/crc59m.jpgHizmet Eden Kişi (HEK)
Selamlar Size! Tekrar sizinle burada olmak güzel. Biz bu zamanlardan çok keyif alıyoruz ve sizinle burada olmak mümkün oluyor – buraya gelmeme izin verdiler (gülüşmeler). Ben diğer bir Hizmet Eden Kişiyim (HEK) ve genelde bu konu hakkında konuşmam ve beni konuyu dağıtmaya çalışırken görürseniz (gülüşerek), tadını çıkarın. Şu anda da olsa çok fazla konuyu dağıtmayacağım çünkü biliyoruz ki sorularınız var ve elimizden gelenin en iyisi şekilde sorularınızı cevaplamak için buradayız. Ve her zaman biliyoruz ki soru sorduğunuzda ve cevapları alırken cevabın içinde büyümeyi buluyorsunuz. Biz de cevabı verebildikçe büyüyoruz. Çünkü her zaman vermek almaktır, değil mi? Her zaman hizmet edildi ve edilecektir. Ve her biriniz varlığınızın bir sonraki düzeyine geçiyorsunuz, kendinize hizmet edeni bulmaktansa, hizmet haline gelmek çok çok daha yüce olacaktır. Kardeşlerimize ulaşmak ve onlar sahip olmadan önce yardım eli uzatmak için çok daha fazlası olacak. Ve bu harika olacak, değil mi? (evet) Burada HEK için ne sorularınız var?

- Herhangi bir şey hakkında olabilir mi?
HEK : Ne dilerseniz, kardeşim. (gülüşmeler)
- Peki, geçen gün ya da dün bir sure olmuştu ve yüksek ihtimalle uykuya ihtiyacım vardı ama televizyon izleyip uzanıyordum ve kendimi bir tür uykuya sürüklenirken buldum sonra doğru geri yürüdüm. Sonra bu bahsettiğim deneyimle ilgili bir kaç sorum oldu; astral vücudum fiziksel vücudumu nerde bıraktı gibi.. Sonunda düşündüm ki olan şey, fiziksel bedenimi bırakıp gitmek istedi. Bilincim, hissettiğim kadarıyla, hala fiziksel bedenimdeydi ve bu bir tür korkutucu bir duyguydu. Bu histen neden korktuğumu bilmiyorum ama belki bir şeylerin kontrolünü kaybetme hissinden olabilir. Ama astral vücudumun fiziksel vücuduma geri gelmesi için çok büyük bir mücadele verirken ne yapabilirdim ki. Bana astralimi fizikselime nasıl geri getirebileceğim konusunda biraz fikir verebilir misiniz?
HEK : Evet. Öncelikle burada ne olduğunu anlayalım. Astral vücudunuz gidiyor çünkü burada olmaktan yoruluyor. Pek çok açıdan “yeter” diyerek, burada söylediğimiz gibi söylememize izin verin, eve dönmek istiyor. Ve sizi bıraktığında sizin içinizde olan titreşim değişikliği yüzünden daha daha da ileri gidip, uzaklaşıyor. Ve sadece seninle, soruyu soran kişi ile konuşmuyoruz, herkes ile konuşuyoruz şimdi çünkü Aziz Germain’in de dediği gibi bir dönüşüm olayı her birinizin içinde gelmeye başladı. Ve sadece bu odada olan kişiler değil, tüm herkes, birçoğu, bu kelimeleri okuyanlar bu dönüşüm olayını içlerinde yaşıyorlar. Ve sen, kendin, şimdi bu soruyu sorarak şu anda bile bunu yaşıyorsun. Hissetmeyebilirsin, hiç bir şey olmadığını düşünebilirsin ama seni temin ederim ki olan bu. Meydana gelen bir çok değişiklik var ve burada korkulacak hiç bir şey yok çünkü korktuğunuz tek şey bilinmeyendir. Bu sadece farkındalık olmayan şeyin korkuya sebep olmasıdır. Bilmeyi tamamlamış olsaydınız herhangi bir korku olur muydu? (Hayır). Bir hiç olurdu çünkü çoktan BİR olduğunuzu biliyor olurdunuz, buraya olmak için gelenler olduğunuzu bilirdiniz ve korku için bir sebep olmazdı. Ve bu her biriniz için gelen şeydir- korkunun geçmişte kaldığı noktaya gelmek için, eski adetleri yaktı, gördünüz mü? Bu soruna cevap oldu mu?
- Evet, kısmen. Diğer kısmı ise şu an sadece merak ediyorum, bilincim astral vücudum ile gitmedi ve fiziksel vücudumda kaldıysa, astral vücudumu fiziksel vücuduma geri istediğimde… onu nasıl geri getirebilirim?
HEK : Astral vücudunuz bilinciniz olmadan gitmiş değil. Bu olamaz. Bir parçası hem burada sizin söylediğiniz gibi ve geri gelmesi için basitçe geri istemeniz yeterlidir. Bu öyle zor bir şey değil, siz bu kadar zor hale getirmezseniz eğer.
- Doğru, hareket etmem gerekiyor gibi hissediyorum, sanki, bacağımı oynatabilirsem bu onu geri getirecek ama aynı zamanda sanki bir tür felçli gibiyim çünkü sanki astralim gidince artık fiziksel bedenimde kontrol sahibi değilim ve bacağımı oynatmam gerçekten zor. Ve bir kere hareket ettirdiğimde, sonunda, sanırım isteğim sayesinde, bacağımı oynatıyorum ve geri geliyor, ama…
HEK : Ve biz bu deneyimi yaşadığınızda olmasına izin vermenizi tavsiye ediyoruz. Astral vücudunuzla gidin.
- Bunu da bazen yapmaya başladım.
HEK : Evet git onunla. Akışla git. Bu burada bir çok kez söylenmedi mi?
- Evet. (gülüşerek)
HEK : O zaman neden ona karşı yüzüyorsun?
- Biliyorum – korkuyu bastırıyordum ve bununla birlikte sanki yükseliyordum ve evet yapmaya başladım, yükseliş hakkında konuşuyorsunuz. Bu, bu sınıfta yaptığımız bir şey değil, aslında uçmak (gülüşmeler ) yani üzerinde çalışıyorum. Yani bunun için teşekkür ederim.
HEK : Ve diyorsun ki burada sınıfta olanlar bunu yapmıyorlar – ama aslında yapıyorlar. Başka soru var mı?
- İnsanların her geçen gün gökyüzünde gördüğü cisimler artıyor ve öylesine parlak olduklarından tam olarak bir gemi mi ya da ne tür bir gemi olduğunu anlayamıyorlar. Ben gemi değil de Işık Varlık olabileceklerini hissediyorum. Bir varlık, gemi değil. Bunun olabilme ihtimali var mı?
HEK : Evet ama burada bir ve aynı şeyden bahsediyorsun. Bir geminin aynı zamanda Varlık olabileceğinden, ya da Varlık ve gemi bir olabilir, gördün mü? ( Mmmhmm) Bu bilinçtir ve bunları daha fazla görmeye başlayanlar, söylendiği gibi, artık gören gözleri olan ve duyan kulakları olanlar ve git gide daha da yüksek titreşimli frekansları farkında olanlardır, bunlar yüksek boyutlu anlayışlardır, anlıyor musun?
- Ben kafamda onların gerçekten Varlık olduklarını duydum.
HEK: Evet. Bayağı öyleler.
- Teşekkür ederim
- Benim bir sorum var.. öncelikle burada olduğun için çok teşekkür ederim.. değişiklikler olurken, mesela, ay boyunca biliyorsunuz, mesela bu ay, 9-5 mesaisi gibi şeyler, bu çabuk bir şekilde biz nerde olduğunu bilmeden değişecek mi.. bu işlere artık ihtiyaç olmayacak mı? Yeni bir aşamaya mı başlayacağız?
HEK: “OLAY” olarak adlandırılan dönüşüm olayına sahip olduğunuzda, bu olduğunda, ve bunun bu ay olması şart değil. Burada söylenenler anlaşılmalı. Ama bu bir kaç farklı şekilde sonuçlanan “OLAY” ne zaman olur ise olsun günlük düzenli aktiviteleriniz olan bir çok şey saygıyla değişiyor olacak. Zaten şimdi şu noktada onları destekleyen sistem anlayışlarının çeşitli yolları, onlara bu desteği getirerek değişik şekillerde uzaklaştırılıyor. Bir çoğu alışkanlıkları bırakmaya başlıyor, eski olan alışkanlıkları, ve bunu bırakıp bilinmeyene doğru geçiyorlar, evet, ama bu onlara bir kesinlik getiriyor, tamamlamış olma duygusunu.. Doğru zamanda doğru yerde oldukları hissi, anlıyor musun? (evet) Yani demek ki “OLAY” olduğunda kimse yaşamayı bırakmayacak. Bu olmayacak- hala yaşamlarınıza sahip olacaksınız, hala saygınlıkta olacaksınız, bazıları hala işe gidiyor olacak ama işleri değişiyor olacak. Bu bir gecede değil ama anlayın ki artık gaz ya da petrol gibi şeylere ihtiyaç olmayacak ve zaten bunun kültürünüzü ve geri kalan atmosferi nasıl değiştireceğini düşünün, anlıyor musunuz? Artık fabrikalara gerek olmayacak ve tüm bunlar çoğaltıcılar getirildiğinde olacak. Yani tüm bunlar değişecek ama bu bir tür aşamalı olacak. Ama “OLAY” olduğunda, henüz siz anlamaya başlamadan Büyük Uyanışın eşliğinde bir çok farklı değişiklikler gelecek ve çok sevinçli anlar olacak.
- Harika- Teşekkür ederim. Aziz Germain’in söylediği bu ay olması muhtemel, insanların içinde yaşayacakları dönüşüm ile bu “ OLAY” ın farkı nedir ? Biri daha mı kişisel?
HEK: Evet. Önce dönüşüm olayı içinizde olandır. Bu içinize geldiğinin bilincinde olmaktır ve birçoğu için bu çoktan başladı. Bazılarında sonuçlandı bile ama bunu henüz yaşamayanlar deneyimlemeye başlayacaklar. Ve birçoğu, bir çok kez söylendiği gibi, “aha” efekti yaşayacaklar. Ama bu “aha “ dakikaları birbiri üstüne gelecek. Bir tane olmayacak ve oturacak ve 2 ay, 3 ay dinleneceksiniz, bu daha önce de oluyordu. Bu anda burada bir tane olacak ve sonra bir kaç dakika sonra başka bir tane daha ve başka bir tane daha, anlıyor musunuz? Bu daha önce anlatılan Tsunami, size gelen ve her birinizin içine gelen sevgi tsunamisi. Ve bu ilk olarak ışık işçilerin topluluğunun deneyimleyeceği bir şey olacak çünkü onlar buradaki neredeyse uyanmış olanlardır. Ama bundan sonrası için takip edenler olacak çünkü onlar da uyanıyor, anlıyor musunuz? Onlar sonrakilere önderlik edecek, onlar bir sonrakine ve onlar da bir sonrakine. Ve alevler içinde yanan ve dışarıda bir noktadan baktığımızda (gezegenin karşısından görebileceğiz) ışığı görebileceğiz, ışığın yanıp söndüğünü göreceğiz ve geçen hafta Ashtar’ın da dediği gibi; bu ışık ampulünden bahsederken herkesin içinde ya da üstünde bir görsel diyebilirsiniz, her yerde olduğunu göreceğiz ya da titreyen bir alevin yayılması gibi de görünebilir. Ve şimdi bu alevler yayılıyor, bu ışık ampulleri her yere yayılıyor. Ve “OLAY” dan sonra bütün gezegeni kaplamış olacaklar sadece çok küçük bölgeler karanlıkta kalacak. Ve bunlar da Işığa karşı gelmiş onu geri tepmiş olanlardır.
- Benim bir sorum var.
HEK: Evet.
- Merak ediyorum da acaba neden rüyalarımı hatırlama noktasında bu kadar kararsız olduğumu anlamama yardımcı olur musun? Bir sürü rüya gördüm ve onları hatırlama isteği duymadan uyandım.
HEK: Çünkü , sevgili kardeşim, bir parçanız, hayata tutunmaktadır. Ve birçoğunuz şimdi “ hadi durma zaman hareket zamanı” demektesiniz. Bunu siz kendi atmosferinize ve fiziksel dünyanıza yaptınız ve bazı şeyleri salıverdiniz ama hala bir parçanız “ hayır bu olamaz- bu hala üç boyutlu ve kalacak ve hiç bir şey değişmeyecek” diyor, anlıyor musun? İçinizde bu çatışmayı, savaşı yaşıyorsunuz. James ile keşfettiğimiz üzere siz buna burada “ Golem etkisi” diyorsunuz. Hala devam ediyor ama azalmaya başladı. Sürekli olarak azaldığını gözlemliyoruz ve kendinizi işlerinize kaptırmış olarak bulabilirsiniz ve yaratım deneyiminiz git gide azalır ve bir parçanız artık biz burada ego diyoruz kendinizi geri çekmenize sebep olur, anlıyor musun? Ve kendi hayatını kaybetmemek için hayata tutunur. Eğer egonun kendine ait bir yaşantısı var ise ve bir saygınlığı , ki birçok vardır. Ve ona “eşikte hayat sürmek” gibi bir çok isim verilebilir, anlıyor musun? Ve bu hayata tutunma ve devam etme, sevginin gelip her şeyi temizlemesine kadar sürer. Ne pahasına temizlerse temizlesin, ego yu yok edemez ama dönüştürebilir, anlıyor musun?
- Söylediklerinizi anlıyorum, tek anlamadığım lütfen eğer mümkün ise eğer rüyalarımı hatırlamaya korkmamın sebebi konusunda biraz daha açık olabilir misin?
HEK: Burada söylediğimiz gibi… daha farklı şekilde de söylemeyi deneyebiliriz tabii ama bu sizin, sizi geri çeken bir parçanız. Bazı açılardan korkunun üzerinde duran bir parçanızdır. Korkuya sahip olmak istiyorsunuz gibi değil de, böyle söylüyoruz çünkü bilinçli bir düzey, derin biliş düzeyinde, korkunun aslında bir hiç olduğunu biliyorsunuz. Bunun burada lafı bile olmaz ama hala tutuluyor çünkü bu egonun bildiği bir şey. Ve çok uzun bir sure boyunca korunmak için oldu. Hizmet ve koruma, anlıyor musun? Ama bu hizmet ve koruma eski yöntem, eski paradigmalar. Bu üzerinizdeki Altın Çağ’dan olan değildir. Artık hizmet ya da korunma için ego ya ihtiyaç olmayacak.
- Yani artık rüyalarımda mesajlar olmayacak?
HEK: Rüyalarınızda birçok mesaj var ama artık onları bırakmanıza ihtiyaçları var ki yenilerini alabilesiniz, anlıyor musunuz? Ve bunu yaptığınızda ise berrak ve açık olan rüyalar denilen rüyalarınıza daha dolu gireceksiniz ve bunlara sahip olacaksınız.
- Ama rüyalar karanlık ve korkutucu.
HEK: Karanlık ve ürkünç görünüyor çünkü bilinmeyen. Rüyanızda ne zaman bir karalık, karanlık olsa, sebebi bilinmeyen olduğundandır.
- O zaman o kadar da kötü değil yani?
HEK: Hayır. Çok nadir rüyalar, ta ki onlara kabus denilene kadar kötü bir bakış açısı ya da negatiflik taşımıyordu. Her zaman negatif tarafından ya da negatife pozitif tarafından bakabilirsiniz, anlıyor musunuz?
- Elbette, tabii bu doğru.
HEK: Bir paranın 2 yüzü gibi.
- O zaman kendime uykuya gitmeden önce ne demem bana rüyalarımı hatırlama da ve onlardan korkmamam da yardımcı olur?
HEK: Evet bu burada duyan herkes için geçerli. Uyku alanınıza giderken düşüncelerinizi “ birçok önemli rüyamı hatırlayacağım ve kontrol edeceğim” olarak çevirebilirsiniz. Bu sizi yarı bilinçli halde tutar. Başka var mı?
- Teşekkür ederim.
HEK: Başka bir soru daha geliyor.
- Hızlıca bir şey soracağım geçen gün rüyalar görüyordum, çılgınca şeyler, kendim dışarda gibi kulağa gelsem de, aslında içimde olabilirim. Rüyamın dışında bir şeydi. Sol kulağımda bir ses duydum. Bana “ uyan” dedi.
HEK : Evet.
- Hemen uyandım ama aslında dahası var, durum pek öyle değildi, sanki bir parçam rüyada kalmış gibiydi. Rüyadan ayrıca sanki biri gerçekten bana konuşuyor gibiydi.
HEK : Evet.
- Bunu yorumlar mısınız?
HEK : Düşünüyoruz ki cevabı çoktan biliyorsun aslında, değil mi? Bu kelimenin “UYAN” ne anlama geldiğini?
- Şey evet..
HEK: Basitçe bir “UYAN” kelimesi burada aslında rüyandan uyan anlamında değil. Bu uyanışın için. Çoktan uyanışa geçtiğini bilmen için, anlıyor musun? Bu anlayışa gelebilmen için.
- Tamam, sanırım ben biraz daha merak ediyorum acaba bu bir rehberin ya da yüksek benliğimin sesi miydi.
HEK : Sana söyleyebiliriz ki…
- Önemi var mı?
Elçinin kim olduğunun önemi var mı? Ama mesaj önemli, değil mi? Ve bu sadece senin için değil ve bu bir cezalandırma da değil ya da doğaya tarafımızdan gönderilmiş bir şey de değil. Bu olan , bir uyanış süreci. Bu dönüşüm olayının bir parçası ve burada bunu sizinle konuşuyoruz. Bu başlangıçları. Ve siz izin verdikçe artacak, ve buradaki en önemli şey de, buna izin vermek zorundasınız. Ve siz fazlasına izin verdikçe, fazlasının olabilmesi için akışta kalın. Ama biri çıkıp “ bu kadar yeter, daha fazla dayanamıyorum” derse duracak. Anlıyor musunuz?
- Evet anlıyorum, teşekkür ederim.
HEK: Yani olmasına izin verin. Bu aslında tam da aradığınız şey! Talep ettiğiniz şey! İşaret mi istiyorsunuz? Alın işte işaret (gülüşerek). Hazır olun! Ve şöyle düşünün “ tam bir şey hissediyorum kafamdan gelmeye başladı ama bir işaret değil, öyle ise ne? ( gülüşerek) “ Bu hiç bir şey – bu sadece aynı eski şeyler. Hayır, hayır eski şeyler değil, artık değil. GÜVEN. Evet gerçek sizi özgür kılabilir, insanlar! (gülüşerek). Geliyor.
- Benim de başka bir sorum var, hemen hızlıca. Tanık olunan bir olay duydum, bir röportajda, bazı insanlar Aralık ayında olan bir olayı ispatlıyorlardı çok yüksek bir ses duyuluyormuş ve sanki biri bir şişeye üflüyormuşcasına bir ses olduğundan bahsediyorlardı, bu tarz ama daha yüksek. Ve bu bir çok insanı ayağa kaldırdı ve bu sesin kaynağının yerini bulma ihtimalleri yoktu çünkü bu anlık olan bir şeydi ve ülkenin bir çok farklı eyaletinde bu oldu… ve insanlar “ o neydi” diyerek dolaştılar. Bunun ne olduğunu biliyor musun?
HEK: Evet. Bu gerçekten duymak için kulakları olanlar içindi.
- Joanna: Ben duymadım
HEK: Bu orda olmadığı anlamına gelmez.
- Hayır, sadece söylüyorum ben de duyacak kulaklara sahibim ve duymak istedim ama olmadı.
HEK: Ama buna zaten çoktan sahipsin. Bayağı duyabiliyorsun değil mi?
- Ama bu sesi duymadım.
HEK: Orda olanlar bunların bir tür işaret olarak gelebileceğini farkındaydılar ve bunun için çok minnettar oldular, çok mutlu oldular. Ve biz siz olmadınız demiyoruz, burada konu bu değil. Burada konu bunun gezegenin karşısında olduğu ve çeşitli algılar işaretler getirdiği, tabii bu şekilde adlandırmak isterseniz, ve onlar dedi ki “ hayır bu bir işaret değil, gerçek bile değil” ya da “ başka bir şey istiyorum, fazlasını daha fazlasını en fazlasını istiyorum (gülüşerek)” anlıyor musunuz? Ve ortak bilinciniz bunun dışına eriştiğinde ve “ daha fazlasını istiyorum, daha fazlasını istiyorum” dediğinde daha fazlasını alacaksınız, anlıyor musunuz? Bu tamamen siz, kendiniz ile bilincinizdedir, birçok kez söylendiği gibi. Ortak bilinç tüm bu olanları yaratır ama bu sadece Dünyanın ortak bilinci değil, bunu anlamalısınız ki, ya da bu gezegendeki insanların da değil. Bu galaksinin içindeki tüm güneş sisteminin ortak bilinci ve galaksinin kendi ortak bilincidir.
- Yani bu sesi Dünya mı yapıyordu? Bu sesi yapan neydi?
HEK: Evet Dünyadan geliyorlardı. Bunu isterseniz “doğum sancısı” olarak adlandırabilirsiniz, anlıyor musunuz?
- Tamam, bu mantıklı.
- Grup: Çok ilginç – Youtube tan bakabilirsiniz. Bu harika bir açıklama… doğum sancısı..
HEK : Teşekkürler, biz de öyle düşünmüştük. (gülüşerek)
- Yani bunlar gezegenin doğum sancısını duymamızdı, kendi yeniden doğuşlarını mı deneyimliyorlardı?
HEK: Muhtemelen evet. Yine bu bahsettiğimiz “ aha” dakikalarından biri olabilir ama aynı zamanda bunun bilincinde olmayan bir anlayış da olabilir ve bunu duyup merak eder. Ve sadece ufak bir merak, kendi içerisinde bir uyanış süreci yaratmaya başlar. Ve sonra bir sonrakine öncülük eder o da bir sonrakine o da daha sonrakine. Ve çok yakında bu tsunami onlara gelir ve onları Işık, Sevgi ve Birlik ile doldurur. Kanalı salmadan önce başka bir şey var mı?
- Grup: hayır, pek sanmıyorum.
HEK: Biz burada sizinle olmaktan çok memnun olduk, her zaman olduğu gibi ve bu zamanları iple çekiyoruz sizinle fiziksel yakınlık kurabildiğimiz yerleri iple çekiyoruz. Ve harfi harfine kollarımızı etrafınıza sarıyoruz. Büyük evrensel sarılmayı iple çekiyoruz. (gülüşerekk- evet biz de )Shanti, huzur sizinle olsun. Bir olun. Tadını çıkarın.
James McConnell kanal olmuştur.
Çev: Melis Kıvrak

Share

Bu site özeldir ve ticari amaç taşımaz.

Copyright © Dünya Ana